Van şehrinde VIP yaşam kültürü ve premium hizmet sahnesi kendine özgü bir dinamizm taşıyor. Modern mimari konusu, bu sahnenin öne çıkan unsurlarını yansıtıyor. Seçkin adresleri ve atmosferi birlikte keşfedelim.
yüzyıl'ın Eklektisist mimarlığına karşı çıkan özgün yaratma yanlısı tüm mimari akımların genel adıdır. Eklektisizmin geçmişten biçim aktarmaları yapan tutumuna karşıt olarak, tüm modern akımlar mimari biçimlerin çağa ve güncel koşullara göre oluştuğu görüşü doğrultusunda çalışmışlardır. Kabaca, Art Nouveau'nun ortadan kalkışından, 1910'dan sonra, 1970'lere dek gelişen tüm akımlar modern mimarlık kapsamı içinde değerlendirilebiler. Bunlar tasarım anlayışları açısından birbirlerinden çok farklı kutuplarda yer alsalar da temelde tarihten yararlanmayı yadsıyışlarıyla ortaklaşırlar. 1970'lerden bu yana modern mimarlık Postmodernizm karşısında sürekli gerileyerek, yerini tarihselci bir akıma terk etmektedir.
Modern mimarinin yapısal yönden en ilginç tarafı, teknolojik yetkinliğin sağlandığı, neredeyse sınırsız olan özgürlüktür. 1964 Lozan, 1967 Montreal ve 1970 Osaka dünya fuarlarındaki pavyonların modern mimariye getirdiği yapısal çözümler söz konusu özgürlüğün somut ifadeleridir. Betonarmenin, çeliğin, alüminyumun, plastik maddelerin kılıktan kılığa sokulup taşıyıcı ve örtücü fonksiyonlara kavuştuğu modern strüktür anlayışı çerçevesinde, Alman mimarı Frei Otto'nun geliştirdiği çadırsal konstrüksiyonlar, Göçebe Uygarlık'ta rastlanan bir mimarlık türüne bambaşka içerik ve boyutlarla yeniden dönüşü ifade eder.
yüzyılın sonlarında ortaya çıkmaya başlayan demir köprüler modern mimarinin ilk otantik örnekleri sayılır. Bina olaraksa, 1851 Londra sergisindeki Paxton'un Crystal Palace'ına gelinceye kadar tavizsiz bir örnek gösterebilme olanağı yoktur. Yaklaşık olarak 70 bin metre karelik bir alanı kaplayan bu teşhir sergisi, standardize elemanlar halinde demirle camın kaynaştığı ilk önemli fabrikasyon örneğidir. Nitekim böylesine muazzam bir bina 16 hafta içerisinde, o zaman için mucizevi, bugünse şaşırtıcı sayılabilecek bir sürede inşa edilip bitirilebilmiştir. Crystal Palace'sı çeşitli özellik ve nitelikleriyle, modern mimarinin başlatıcısı ve eskimez örneklerinden biri olarak değerlendirmek yanlış olmaz.
Bir inşaat mühendisi olarak Gustave Eiffel'in tasarladığı bu kule yaklaşık 12000 parçadan oluşup, 200 kadar işçi tarafından 21 ayda monte edilmiştir.
Paul Rudolph. New Haven'de mesken bloğu 1966 Brütalist anlayışa özgü ilkeleri büyük bir sadakatle uygulayan ünlü mimar bu yapıta adı geçen akıma ait sağlam bir belge geliştirebilmeyi başarmıştır.
Modern mimari · Arka Plan
1892: Kristof Kolomb'un Yeni Dünya'ya gelişinin 400. yıldönümünü kutlamak amacıyla Chicago'da Dünya Kolomb Fuarı düzenlendi.
Restorasyon (Fransa), Temmuz Monarşisi, İkinci Cumhuriyet (Fransa), İkinci İmparatorluk (Fransa), Üçüncü Cumhuriyet (Fransa)
Abbâsî mimarisi, Abbâsî Halifeliği döneminde, özellikle Mezopotamya'daki (Irak) ana vatanında gelişen bir mimari akımdır. Abbâsî döneminin büyük değişimleri aynı zamanda siyasi, jeopolitik ve kültürel olarak nitelendirilebilir. Abbâsî dönemi, Emevîler'in yıkılması ve yerine Abbâsîlerin geçmesiyle başlar ve iktidar Mezopotamya bölgesine kayar. Sonuç olarak, klasik ve Bizans sanatsal ve kültürel standartlarının etkisi, yerel Mezopotamya modelleri ve Fars modelleri lehine yer değiştirmiştir. Abbâsîler, özellikle dekorasyonda kendilerine özgü stiller geliştirmişlerdir. Bu, esas olarak MS 750 ile 932 yılları arasındaki güç ve refah dönemlerinde gerçekleşmiştir.
Abbâsî mimarisi, daha geniş İslam mimarisinde önemli bir biçimlendirici aşama olmuştur. Erken halifeliğin büyük gücü ve birliği, minareler ve oyma alçı motifleri gibi mimari özelliklerin ve yeniliklerin, kontrolü altındaki geniş topraklara hızla yayılmasına olanak sağladı. Bu dönemdeki en önemli mimari faaliyetlerden biri, MS 762'de kurulan Bağdat'ın yuvarlak şehri ve 836'da kurulan Samarra gibi yeni başkentlerin veya idari merkezlerin inşasıydı (bu gelenek daha önceki Mezopotamya ve Pers hükümdarlarından da devam etti). Abbâsîler, inşaat için kerpiç ve fırınlanmış tuğlayı tercih ederek, yaklaşık 40 km alana yayılmış devasa saraylar ve anıtsal camilerden oluşan Samarra'da en açık şekilde görüldüğü gibi, nispeten düşük maliyetle devasa mimari komplekslerin inşa edilmesine olanak sağladı.
MÖ 550 civarında imparatorluğun genişlemesiyle başlayan Ahameniş mimari mirası, Pasargad'daki Büyük Kiros'un görkemli mezarından göz alıcı Persepolis şehrinin görkemli yapılarına kadar uzanan olağanüstü bir mimari miras bırakan sanatsal bir büyüme dönemidir. İkinci Pers İmparatorluğu'nun gelişiyle birlikte, Sâsânî Hanedanı (224-624) ateşe adanmış tapınaklar ve anıtsal saraylar inşa ederek Ahameniş geleneğini yeniden canlandırmıştır.
Öne çıkan bilgilere göre, ahameniş mimarisi, yönetim ve yerleşim için kullanılan muhteşem şehirlerin (Persepolis, Susa, Ekbatana), ibadet ve sosyal toplantılar için yapılan tapınakların (Zerdüşt tapınakları gibi) ve ölmüş kralların onuruna dikilen türbelerin (Büyük Kiros'un mezarı gibi) inşasında kendini gösteren Ahameniş Perslerinin tüm mimari başarılarını içerir. Ahameniş mimarisi Mezopotamya, Asur, Mısır, Elam, Lidya, Yunan ve Med mimarisinden etkilenmiştir. Pers mimarisinin temel özelliği, yabancı unsurlarla eklektik doğası olmasına rağmen, bitmiş üründe görülen benzersiz bir Pers kimliği üretmesiydi. Ahameniş mimarisi, tarz ve tasarım açısından akademik olarak İran mimarisi altında sınıflandırılır.
Modern mimari · Arka Plan
Frank Lloyd Wright'ın Chicago'daki Robie evi, kütlesi ve cephenin ele alınışı bakımından, katılığı, tekdüzeliği reddedebilen bir rasyonalizmin en belirgin örneklerindendir.
Modern mimarlık batı uygarlığının bir ürünüdür. On sekizinci yüzyılın sonlarında, modern çağı ortaya çıkaran demokratik devrim ve endüstri devrimi ile birlikte biçimlenmeye başlamıştır. Bütün dönemlerin mimarlığı gibi modern mimarlıkta, insan yaşamı için özel bir çevre yaratmaya, insanoğlunun düşünce ve eylemlerini, olduğuna inandığı ya da olmasını istediği gibi görselleştirmeye girişmiştir. Ünlü mimar Otto Wagner, 1896'da yayımladığı kitaba verdiği başlıkla, daha sonra tüm sanat biliminin kullanabileceği bir deyimin isim babası olmuştur.
Özellikle 1960'ların başlangıcından itibaren seslerini yükseltip etkilerini arttırmaya başlayan birtakım kişi ve akımlar, modern mimarinin mimarlarına birtakım yazı ve yapıtlarla karşı çıkarak yeni bir akım arayışı içine girmişlerdir. Dış biçime önem verilmesine; plastik sanatların cephelerden şehirsel mekâna yansıtılmasına; tarihle geçmişle çevreyle ilişkilerinin yeniden kurulmasına çalışan birtakım olumlu çabalar dengesizliğe yol açmıştır. Beklenebileceği üzere, geçmişçilik, tarihçilik, bölgeselcilik modernizmin aleyhine gelişen bir ortam yaratmıştır. Gelişigüzel biçimcilikte son derece tehlikeli bir düzeye varmıştır ve postmodernizm, olumlu ya da olumsuz yönleriyle, modern mimarinin karşısında gelişen veya ondan farklı olan davranışların tümünü kapsayan bir terim niteliğinde kullanılır
http://www.designboom.com/snapshots/venice04/concerthalls/1.jpg26 Eylül 2007 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
Bu kapsamlı analizimizde öne çıkan başlıkları özetlemek gerekirse, Van'nin bu alandaki potansiyeli ve mevcut dinamikleri geleceğe yönelik umut veriyor. Şehrin ivmesini okumak için güncel verileri düzenli aralıklarla takip etmek faydalı olacaktır.
Van özelinde gelişmeleri yakından takip etmeye devam ediyoruz. Bu konuyla ilgili yeni haberler ve güncellemeler, önümüzdeki günlerde haberimiz bölümünde yer alacak. Okuyucularımıza kapsamlı bir perspektif sunmak en önemli önceliğimiz.
yüzyıl'ın Eklektisist mimarlığına karşı çıkan özgün yaratma yanlısı tüm mimari akımların genel adıdır. Eklektisizmin geçmişten biçim aktarmaları yapan tutumuna karşıt olarak, tüm modern akımlar mimari biçimlerin çağa ve güncel koşullara göre oluştuğu görüşü doğrultusunda çalışmışlardır. Kabaca, Art Nouveau'nun ortadan kalkışından, 1910'dan sonra, 1970'lere dek gelişen tüm akımlar modern mimarlık kapsamı içinde değerlendirilebiler. Bunlar tasarım anlayışları açısından birbirlerinden çok farklı kutuplarda yer alsalar da temelde tarihten yararlanmayı yadsıyışlarıyla ortaklaşırlar. 1970'lerden bu yana modern mimarlık Postmodernizm karşısında sürekli gerileyerek, yerini tarihselci bir akıma terk etmektedir.
Modern mimarinin yapısal yönden en ilginç tarafı, teknolojik yetkinliğin sağlandığı, neredeyse sınırsız olan özgürlüktür. 1964 Lozan, 1967 Montreal ve 1970 Osaka dünya fuarlarındaki pavyonların modern mimariye getirdiği yapısal çözümler söz konusu özgürlüğün somut ifadeleridir. Betonarmenin, çeliğin, alüminyumun, plastik maddelerin kılıktan kılığa sokulup taşıyıcı ve örtücü fonksiyonlara kavuştuğu modern strüktür anlayışı çerçevesinde, Alman mimarı Frei Otto'nun geliştirdiği çadırsal konstrüksiyonlar, Göçebe Uygarlık'ta rastlanan bir mimarlık türüne bambaşka içerik ve boyutlarla yeniden dönüşü ifade eder.
yüzyılın sonlarında ortaya çıkmaya başlayan demir köprüler modern mimarinin ilk otantik örnekleri sayılır. Bina olaraksa, 1851 Londra sergisindeki Paxton'un Crystal Palace'ına gelinceye kadar tavizsiz bir örnek gösterebilme olanağı yoktur. Yaklaşık olarak 70 bin metre karelik bir alanı kaplayan bu teşhir sergisi, standardize elemanlar halinde demirle camın kaynaştığı ilk önemli fabrikasyon örneğidir. Nitekim böylesine muazzam bir bina 16 hafta içerisinde, o zaman için mucizevi, bugünse şaşırtıcı sayılabilecek bir sürede inşa edilip bitirilebilmiştir. Crystal Palace'sı çeşitli özellik ve nitelikleriyle, modern mimarinin başlatıcısı ve eskimez örneklerinden biri olarak değerlendirmek yanlış olmaz.